Kültür & Sanat
Büyük Menderes'in altın coğrafyası: Söke turizmde gölgede kalıyor
Kuşadası, Didim ve Bodrum yolunun üzerinde kalan Söke, Priene Antik Kenti'nden Eski Doğanbey'e, Karina'dan Büyük Menderes Deltası'na uzanan zengin tarihi ve doğal mirasına rağmen çoğu zaman sadece geçilen bir güzergah olarak kalıyor.

İzmir'in güneyinde, Kuşadası'na, Didim'e ya da Bodrum'a gitmek isteyenlerin defalarca tabelasını gördüğü, kimi zaman içinden geçtiği ama nadiren durup gezdiği bir ilçe var: Söke. Oysa Ege Telgraf'ta yer alan bir gezi yazısına göre Söke, aslında Büyük Menderes Nehri'nin binlerce yıl boyunca şekillendirdiği olağanüstü bir coğrafyanın tam ortasında duruyor. Nehrin taşıdığı alüvyonlar yüzyıllar içinde kıyı çizgisini kilometrelerce değiştirmiş, bir zamanlar denize kıyısı olan antik yerleşimleri bugün karanın içinde bırakmış. Bugün Söke Ovası olarak bilinen ve büyük ölçüde pamuk tarımıyla anılan bu geniş verimli alan, işte bu binlerce yıllık doğal dönüşümün sonucu.
Bu coğrafi değişimin en çarpıcı tanığı, Samsun (Dilek) Dağı'nın eteklerinde yer alan Priene Antik Kenti. Izgara planlı sokak dokusu, Athena Tapınağı ve antik tiyatrosuyla dikkat çeken Priene, aslında bir liman kentiyken alüvyon birikmesi sonucu denizden gitgide uzaklaşmış. Yazıda vurgulandığı üzere, antik Priene'nin karşısındaki coğrafyanın adeta baştan aşağı değişmesi, bölgenin binlerce yıllık jeolojik hafızasını gözler önüne seriyor. Priene ile Eski Doğanbey arasında kalan Güllübahçe ise antik yerleşim izlerini günümüze taşıyan bir başka durak; burada bulunan Aziz Nikolaos Kilisesi de bölgenin çok katmanlı kültürel geçmişine işaret ediyor.
Rotanın bir diğer durağı, taş evleri ve dar sokaklarıyla eski bir Rum yerleşimi olan Eski Doğanbey. Farklı toplulukların yüzyıllar içinde bu topraklarda bıraktığı kültürel mirası yansıtan köy, mimarisiyle çevresindeki doğal peyzajla da uyum içinde. Söke merkezindeki çarşıdan başlayıp Priene, Güllübahçe ve Eski Doğanbey'in tarihi sokaklarından geçen önerilen bir günlük gezi rotası, ardından kıyıya, Karina'ya uzanıyor.
Deltanın kenarında yer alan Karina, eski gümrük binası kalıntıları, balıkçı tekneleri, sakin kıyı atmosferi ve özellikle gün batımı renkleriyle rotanın akılda kalıcı duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Çevresindeki sulak alanlar, buranın kalabalık tatil beldelerinden ne kadar farklı bir deneyim sunduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Karina'nın hemen ardından uzanan Büyük Menderes Deltası ise Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı'nın bir parçası; lagünleri, sazlıkları ve zengin kuş çeşitliliğiyle bölgenin en önemli doğal alanlarından biri konumunda.
Yazının vurguladığı temel nokta ise şu: Söke'nin belki de en büyük talihsizliği, Türkiye'nin en yoğun tatil güzergahlarından birinin tam ortasında bulunması. Kuşadası, Didim ya da Bodrum'a acele eden tatilciler genellikle bu ilçeden hızla geçip gidiyor, katmanlı tarihine, ekolojik zenginliğine ve doğal güzelliklerine durup bakma fırsatı bulamıyor. Oysa Priene'den Eski Doğanbey'e, Karina'nın gün batımından delta manzarasına uzanan rota, Söke'ye bu kez geçmek için değil, durup keşfetmek için bakmayı gerektiriyor.
Kaynak: Ege Telgraf
