Spor
Dünyanın en nefret edilen kulübü: Millwall'ın kanlı ve trajik hikayesi
Hürriyet yazarı Ufuk Kaan Karacan, İngiliz futbolunun en kötü şöhretli kulübü Millwall'ı yerinde inceledi; "Bizi kimse sevmiyor" sloganıyla özdeşleşen taraftar kültürünün kökenine ve bugünkü dönüşümüne dair gözlemlerini kaleme aldı.

İngiliz futbolunda kulüpler arasındaki rekabetler genellikle yıllar içinde saha performansı, transferler ya da yerel gurur üzerinden şekillenir. Ancak Millwall söz konusu olduğunda hikaye çok daha karanlık bir yerden başlıyor. Hürriyet Gazetesi yazarı Ufuk Kaan Karacan, kaleme aldığı yazıda İngiltere'nin bu kötü şöhretli kulübünün gerçekten hâlâ o imajı taşıyıp taşımadığını merak ederek sahaya, tribüne ve kulübün çevresine bizzat gitti.
Karacan'ın aktardığına göre Millwall'ın "nefret edilen kulüp" imajının kökleri, futbolun çok ötesinde, 1926'daki büyük işçi grevine kadar uzanıyor. Grev sırasında Millwall'ın bulunduğu bölgedeki işçiler greve katılmayı reddederken, komşu West Ham bölgesindeki işçiler greve destek vermişti. Bu ideolojik ayrışma, iki mahalle ve dolayısıyla iki kulüp arasında onlarca yıl sürecek derin bir husumetin temelini attı. Yani Millwall-West Ham rekabeti, sıradan bir derbi kültüründen değil, doğrudan sınıfsal ve siyasi bir çatlaktan doğmuştu.
Bu husumet zaman içinde sahaya da taştı ve kulübün tarihine kara lekeler olarak geçen olaylara dönüştü. Yazıda aktarılan bilgilere göre 13 Mart 1985'te Luton Town ile Millwall arasında oynanan maçta taraftarlar arasında ciddi bir holiganizm olayı yaşandı; Millwall taraftarları sahaya taşarken çıkan olaylarda 31'i polis olmak üzere toplam 81 kişi yaralandı. Üç yıl sonra, 1988'de Arsenal maçı öncesinde ve sonrasında İslington bölgesinde yaşanan olaylarda ise Millwall taraftarları mağaza vitrinlerini kırdı, sokaktaki araçları ters çevirdi. Bu görüntüler, kulübün İngiliz basınında yıllarca "canavar taraftar" imajıyla anılmasına neden oldu.
İşin ilginç yanı, Millwall taraftarlarının bu kötü şöhretle kurduğu ilişki. Karacan'ın yazısında altını çizdiği gibi, 1970'ler ve 80'lerde medyanın kendilerini tekrar tekrar "canavar" olarak resmetmesi karşısında taraftarlar pes etmek yerine bu imajı benimsedi. Ortaya çıkan "Kimse bizi sevmiyor, umurumuzda da değil" tezahürü, kulübün adeta resmi olmayan marşı haline geldi ve bugün hâlâ tribünlerde söyleniyor. Yazıya göre taraftarların kimliklerini gizlemek amacıyla geçmişte forma giymeme alışkanlığı da bu isyankâr ve dışlanmışlık temelli kültürün bir başka yansıması olarak öne çıkıyor.
Yazının bugüne dair kısmında ise daha umut verici bir tablo çiziliyor. Karacan, kulübü ve çevresini yerinde gezdiğinde eski dönemin sert ve gergin atmosferinin yerini büyük ölçüde daha sakin bir ortamın aldığını gözlemlediğini belirtiyor. Stadyum çevresinde çocuklar için oyun alanlarının kurulmuş olması, yazarın gözünde kulübün sosyal dokusunda yaşanan değişimin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Buna göre Millwall taraftarları artık eskisi kadar şiddet odaklı olmayan, daha barışçıl bir sosyalleşme ortamına sahip; ancak kulübün tarihinde yer eden "en nefret edilen takım" etiketi ve kendi taraftarlarının bile sahiplendiği "kimse bizi sevmiyor" sloganı, İngiliz futbol kültüründe hâlâ canlı bir efsane olarak yaşamaya devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet — Ana Sayfa